yol2.jpg

Lavoisier'in Kellesi

 Lavoisier'in(Lavözyer) Kellesi
 
 Kimya Bilimi'nin dehası Lavoisier'in, asıl eğitimi hukuktu ve Paris Barosu'na kayıtlı bir avukattı. Bilimsel gözlemleri ve yorumları ile ünü bütün dünyaya yayılmıştı.
 
 Kimya bilimini reddeden yobazların kafasını gösterip "Bu kelleler hiçbir şeye yaramaz" dediği için tutuklandı. Aynı gün yargılanıp ölüme mahkum edildi.
 
 Lavoisier, matematikçi Lagrange'i çağırdı. "Kellem giyotinden sepete düştüğünde gözlerime bak; eğer iki kere kırpıyorsam, insan beyninin, kafası kesildikten sonra da bir süre daha düşünmekte olduğunu anlarız."
 Lavoisier'nin kafasını giyotinle kestiler, sepete düştü ve gülerek iki kere göz kırptı.
 
 Matematikçi Lagrange diyor ki:
 "Lavoisier'in son saniyede bile "ispat" arayışı, bilimselliğin  yüzyıllar sürecek meşalesidir. Ama yobaz kafalar da, irin üretmek için yüzyıllarca sürünmeyi sürdürecekler."

Yorum (1) Yorum yaz!

Yas Günümüz

Yorum (yok) Yorum yaz!

Ne Güzel

Yorum (2) Yorum yaz!

Türk kadını Olmak

CHP'den First Lady'lere suç duyurusu !

Cumhurbaşkanı Gül'ün eşi Hayrünnisa Gül ile Başbakan Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan hakında suç duyurusu...
28 Ekim 2009 / 14:55

Avrupa Türkiye Cumhuriyet Kadınları Derneği, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül, Başbakan Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ile diğer türbanlı bakan eşleri hakkında suç duyurusunda bulundu.

CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman tarafından basına dağıtılan suç duyurusu dilekçesinde, Hayrünnisa Gül, Emine Erdoğan ve diğer türbanlı bakan eşlerinin Türkiye’yi temsilen gittikleri yurtdışı gezilerde, ‘kıyafet yasası’na uymadıkları belirtildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletilen suç duyurusu dilekçesinde şöyle denildi:

“Türkiye Cumhuriyeti’ni temsilen gittiğiniz yurtdışı gezilerde, kamu görevinde bulunduğunuz için ‘kıyafet yasasına’ uymak mecburiyetindesiniz. Fakat iktidara geldiğinizden bu yana, çağdaş Türk kadını görünümünden çok uzak, tam tersi bir tutum sergileyerek tüm İslam ülkelerinden bile geride olduğumuz imajını verdiniz. Sizin giyim tarzınıza saygı duymakla birlikte Türk kadınını temsil etmediğinizi bir kez daha vurgulayarak artık Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyetinin laik, çağdaş Türk kadınları olarak cumhuriyet savcılarını göreve davet ediyor ve suç duyurusunda bulunuyoruz.”

http://www.haber3.com/chpden-first-ladylere-suc-duyurusu--519054h.htm

Yorum (yok) Yorum yaz!

İnternet beyine yararlı

ABD'nin Los Angeles kentindeki California Üniversitesinde (UCLA) yapılan bir araştırmaya göre, bir haftalık internet kullanımı bile yetkişkinlerin beyin faaliyetlerinde gelişmeye neden oluyor.
Araştırma sonuçları, internet kullanmayı öğrenmenin, sinirsel etkinlik kalıplarını harekete geçirdiğini ve özellikle ileri yaşlardaki yetişkinlerde beyin faaliyetlerini ve idraki geliştirebildiğini ve bir çeşit beyin egzersizi olduğunu ortaya koyuyor.

 Yaş ilerledikçe, beyinde hücre faaliyetlerinin azalması ve Alzheimer hastalığına yol açan amiloid plakları birikiminin yükselmesi gibi bazı yapısal ve fonksiyonel değişimler meydana geldiği ve bunların idrak fonksiyonunu etkileyebileceği belirtiliyor.

 Çalışmayı kaleme alan Dr. Gary Small, ''İnternet kullanımı konusunda tecrübesi az olan ileri yaşlardaki kişilerin kısa bir süre bile olsa internetle meşgul olmalarının beyin faaliyetlerini geliştirdiğini keşfettik'' diye konuştu.

Nörolojik olarak normal, yaş, eğitim seviyesi ve cinsiyetleri benzerlik gösteren 55-78 yaşları arasındaki 24 gönüllü üzerinde yapılan araştırmada, deneklerin yarısı her gün, diğer yarısı çok az bir süre internet kullandı ve bu sırada fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme tekniği ile beyin faaliyetleri gözlendi.

 Beyin taramasının ardından denekler evlerine gönderildi ve gün aşırı, bir saat internette araştırma yaptılar. Yapılan araştırmalar, çeşitli konuların öğrenilmesine yönelik ve okuma gerektiren konularla ilgiliydi. Ardından deneklere, internette ilkinden farklı bir konuyu araştırdıkları sırada tekrar beyin taraması yapıldı. İlk taramada, az internet kullanan deneklerin beyinlerinin dil, okuma, hafıza ve görsel yetenekleri kontrol eden bölgelerinin faaliyete geçtiği, ikinci taramada ise aynı deneklerin beyinlerinde, bu bölgelerin yanı sıra ''çalışan hafıza'' ve karar vermeyi etkileyen bölgelerin de faaliyete geçtiği görüldü. Üstelik, uzun süre internet kullananlarla kısa süre kullananların beyin faaliyetlerinin birbirine yakın olduğu gözlemlendi.

 İnternet kullanımının gençler üzerindeki etkileri için ilave çalışmalar gerektiği belirtildi. Araştırma sonuçları, Chicago kentinde düzenlenen bir toplantıda açıklandı.  (AA)  
 www.gazeteport.com

Yorum (2) Yorum yaz!

Azerbaycan'ın First Lady'si

Azerbaycan'ın First Lady'si Mihribah Aliyeva, üç çocuk sahibi olmasına rağmen hala koruduğu güzelliğiyle dikkatleri üzerine topluyor. Gittiği her uluslararası toplantıda medyanın ilgi odağı haline gelen Aliyeva, katıldığı sosyal projelerle de alkış topluyor.


alıntı

Yorum (1) Yorum yaz!

Vaktiyle bir bilge hoca,

Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip iri bir nesne verip: "Oğlum" der,

"Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir

Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve "Şunu kaça alırsınız?" diye sorar


Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir; sonra: "Buna bir tek lira veririm Bizim çocuk oynasın" der İkinci olarak bir manifaturacıya gider O da parlak bir taşa benzettiği neneye ancak bir beş lira vermeye razı olur Üçüncü defa bir semerciye gidir: Semerci nesneye şöyle bir bakar, "Bu der
"benim semerlere iyi süs olur Bundan "kaş dediğimiz süslerden yaparım Buna bir on lira veririm"

En son olarak bir kuyumcuya gider Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar "Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden buldun?" diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder "Buna kaç lira istiyorsun?" Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz?" "Ne istiyorsan veririm" Öğrenci, "Hayır veremem" diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar:


"Ne olur bunu bana satın Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim"
Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker

Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır Böylesi karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar Bir tarafta elindeki nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğer tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için her şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler
Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından geçen macerasını anlatır Bilge sorar: "Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?" Öğrenci: "Çok şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum, kafam karmakarışık" diye cevap verir

Bilge hoca çok kısa cevap verir: "Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bileni anlar ve onun değeri bilenin yanında kıymetlidir"

Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden kuyumcular mutlaka vardır

Mesele kuyumcuyu bulmaktadır.

Yorum (1) Yorum yaz!

Sadaka çadırı belediyeciliği ekspres yolda boğuldu!

Necati Doğru
 
 Sadaka çadırı belediyeciliği ekspres yolda boğuldu!

İngiliz, Fransız, Finlandiyalı, Arjantinli ya da Hintli biri; “Sadaka çadırı belediyeciliği ekspres yolda boğuldu” başlığını okusa benim için “hayalinde kurduğunu gerçekmiş gibi anlatan” bilim-kurgu yazarı diyecekti.

Beş gidişli.

Beş gelişli.

İki yanında son teknoloji ile dikilmiş plaza gökdelenler, alışveriş çarşıları, televizyon-gazete binaları, marka olmuş ürünleri üreten firmaların genel merkez binaları, organize sanayi siteleri bulunan ve 24 saat akan canlı bir yol... Üzerinden her gün yüz binlerce araç geçiyor... Bu yol; TIR’ları, belediye otobüslerini, kamyonları, işçi taşıyan minibüsleri, kamyonetleri, otomobilleri içindekilerle birlikte yutup boğan hırçın, acımasız, çamurlu, delirmiş tufan suyuna dönüşüyor.

Kurgu yazarı düşünemez.

Hayal bile edemez.

***

Uyanın!

Uyanın!

Hadi uyanın!

Diye bağırmak ve işaret parmaklarımızı sorumluların yüzüne doğru kaldırarak; “Şehircilik cinayeti işlemiş suçlu teslim ol, etrafın sarıldı” diye bütün dünyaya ilan etmek gerekir.

Gerçeği bağırmalıyız.

Ana özelliği “yoksullar için iftar çadırı kurma ve umudunu yitirmek istemeyen iyi niyetliler için de 15 gün açan laleler dikme” olan göz boyama belediyeciliğini başlatan Tayyip Erdoğan’dır. Müfit Gürtuna ile Kadir Topbaş, “çadır belediyeciliğinin” devam ettiricileridir.

14 yıldır onlar yönetti.

14 yıl boyunca; “sadaka çadırı kurmayı ve göstermelik lale dikmeyi” çok başarılı yaptılar fakat dere yataklarının, su havzalarının, tepelerin, vadilerin; inşaat, apartman katı, plaza, iş merkezi, asfalt tarlası, beton cinnetine dönmesini sadece seyrettiler.

Afeti hazırlayan onlardır.

Şehri 14 yıldır yönetenlerdir.

Onların kadrolarıdır.

İmar izinlerini verenlerdir.

Plan tadilatı yapanlardır.

***

Bir ilave şerit ekleyerek Basın Ekspres Yolu’nu genişletip Ayamama Deresi’ni daraltan, koca dereyi 4 metreye hapsedip, bazı bölümlerini künkleyip üzerine asfalt döken, yol üzerinde imar izni verdikleri dev alışveriş merkezlerinin temellerinin gelip gelip yaklaşım yollarının “imlalarına” kadar dayanmasını görmezden gelen, kazıklayarak dere yatağını öteleyenlere yapı izni çıkartıp “rantçılığa” alet olanlardır.

Daha önce yazmıştım.

530 bilim adamı çalıştı.

4 yıl boyunca uğraştı.

İstanbul Çevre Düzeni Planı’nı hazırladılar. 31 kişinin boğulduğu Çatalca-Silivri bölgelerindeki yeraltı suyunun çok yüzeyde olduğunu, bu yüzden toprak kayması ile sellenme olabileceğini, deprem ve zemin açısından çok sakıncalı olduğu için yerleşime açılmaması gerektiğini bu plana yazdılar.

Çadır belediyeciliği ne yaptı?

Planı çöpe attı.

Önerilere sırtını döndü.

Bu bölgeye 2 milyon nüfusa hizmet edecek konut alanları, sanayi alanları, üniversiteler, teknoparklar yerleştirme hazırlığına girdi.

***

Gerçekten uyanın!

Ciddi ciddi uyanın

Şu soruyu sorun:

530 bilim adamının 4 yıl çalışması sonucunda hazırlanan ve 2006 yılında Ankara’ya Büyük Millet Meclisi’ne çıkartsın diye gönderilen “Kentsel Dönüşüm Alanları Hakkındaki Kanun Tasarısı”nın akıbeti ne oldu? İktidar bu yasayı niçin Meclis Genel Kurulu’na taşımadı? Bu yasa tasarısı, dere yataklarında ve su havzalarında yapılmış konutları yıkıp temizlemeyi hedefliyordu.

Niçin çıkmadı bu yasa?

Uyanın!

Sadaka çadırı belediyeciliği, İstanbul’u taşıyamadı. Ekspres yolun insanların canları ile mallarını yutan kirli-çamurlu tufan suyuna dönüşmesine zemin hazırladı.

 

Yorum (1) Yorum yaz!

Alman gözüyle Atatürk… 30.08.2009



Almanlar, Atatürk’ün ölümünden sonra O’nun hakkında şunları söylediler: Ludwig Erhard: “Umutsuz bir mücadeleden zaferle çıktıktan sonra, ülkesinde gelişimi engelleyen örf ve âdetleri cesurca kaldırdı.” Alman basını: “Türk’ün idam fermanını yırtıp düşmanlarının suratına fırlattı... İstiklâl arzusu taşıyan milletler için, ölmez bir sembol oldu.”


http://www.teksatir.com.tr/teksatir/1902/alman-gozuyle-ataturk.aspx

Yorum (1) Yorum yaz!

güncel

Aşağılanmayı Katlanır Kılmak

Bülent ESİNOĞLU

Öğrendim ki, Vamık D. Volkan Beşir Atalay ile görüşmeye gelmiş.

Diyeceksiniz ki, Kürt Açılımını koordine etmek ve aşağılanma sürecini katlanır kılmak için V.Volkan ile Beşir Atalay bir araya gelse kıymeti har biyesi nedir?

İlk bakışta manzara biraz böyle görünmekle beraber, kazın ayağı öyle değil. V.Volkan, CIA’nin baş psikologudur. “Psişik çaresizlik süreçleri” yöneticisidir. Filistin’de, Arnavutluk’ta, Gürcistan’da, Ukrayna’da bu süreçleri yönetmiş birisidir.

Körü Körüne İnanç (Okuyan Us Yayınları s.169) kitabında, CIA adına çalıştığını kendisi belirtmiştir.

Yaşadığımız süreç, aşağılanmaya katlanma sürecidir. Bu anlamda yoğun psikolojik, psikopolitik süreçler yaşayacağız.

Karl Poper, “paranoid senaryolar olmadan, faşizm olmaz” der.

Amerikan planlarına, CIA’nin ortada dolaşan fikirlerine muhalefetin katılması çalışmalarının sürdüğünü görüyoruz.

Ergenekon Tertibi Kürt Açılımını gerçekleştirmek için organize edilmiş “psişik çaresizlik” sürecidir.

V.Volkan, millileşme/uluslaşma sürecini psikolojik olarak tanımlarken, gurup kimliğinin tarihsel utku ve tarihsel travmalar üzerine kurulu olduğunu belirtir. Bu gurup kimliğini ağacın dallarına benzetir. Dallar kesilirse ağacın kuruyacağını yazar. (Kimlik Adına Öldürmek Everest Yayınları)

Amerikan Dışişleri Sözcüsü, Türkiye’deki Amerikan karşıtlarının(siz onu Ergenekon diye okuyunuz) marjinalleştirildiği ve etkisizleştirildiğini söylemişti. Yani V.Volkanın dediği dallar kesilmişti.

Buradan biliyoruz ki, Volkan’ın düşüncesinde de psişik çaresizlik sürecinin oluşturulması için Ergenekon Tertibi gibi tertiplerin organize edilmesi gerekir. Yani V.Volkan Gladyo’nun akıl hocalarındandır.

Çünkü bizler, “geçmişe ait simgelerin” deposuyuz. Tarihin milli güçlerden yana olması bundandır.

V.Volkan başkanlığında “Etkileşim ve Sorun Çözme Atölyeleri” kurarak, geçmişe ait simge depolarını boşaltmayı amaçlamaktadır. AB’nin Türkiye eski Büyükelçisi, Karen Fog’un dediği gibi bu milletin tarihinin hakkından gelmeden hiçbir şey yapılamaz.

Muhalefetin sürece dâhil edilmesinin istenmesi, psişik çaresizlik sürecinin derinleştirilmesi içindir. Yani Volkan demek istemektedir ki, ittifaklar olmadan, kimliği temsil eden guruplar marjinalleştirilemez.

Halkı psikolojik olarak öldürmeden, Kürt Açılımını gerçekleştiremezler.

Kişilik örgütlenmemizi ve kimliğimizi yıkmadan açılım falan olmaz.

Yorum (1) Yorum yaz!

<- | Sonraki Sayfa ->