Söz uçar yazı kalır.

"Mustafa Kemal’e saygılarımı sunmak benim için büyük onurdur."

14/5/2008 ·

14 Mayıs 2008

Yılmaz ÖZDİL


Kont, Dük filan...


Kayseri eşrafından tornacı hacı Ahmet Hamdi efendinin oğlu Abdullah, dün akşam, Windsor hanedanının várisi, Kral 6’ncı George’un kızı, Birleşik Krallık Hükümdarı, İngiltere Kraliçesi 2’nci Elizabeth Alexandra Mary ile birlikteydi.

Rize Güneysulu taka kaptanı Ahmet reisin Kasımpaşalı oğlu Tayyip ise, Yunan Kralı 1’inci George’un torunu, veliaht Galler Prensi’nin babası, Greenwich Baronu ve Edinburgh Dükü, Prens Philip Mountbatten ile sohbet etti.

Atatürk işte budur.

Devrimlerine savaş açılan Mustafa Kemal, takunyalıların öve öve bitiremediği saltanatı kovmasaydı... Abdullah ile Tayyip, ofis olarak kullandıkları Dolmabahçe Sarayı’nda bahçıvan bile olamazdı! Çünkü, bahçıvanlık makamı bile babadan oğula geçiyordu.

Homongoloslar bugün hálá "smokin caiz mi, değil mi" diye tartışırken, Mustafa Kemal, Batı standartlarını aşan bir vizyonla, Anadolu insanının önünü açmış; tornacı çocuklarına, taka reisi çocuklarına "fırsat eşitliği" sağlamıştı.

Eminönü esnafı imam Ahmet Bey’in kızı "first lady" Hayrünnisa Gül, balkabağının faytona dönüştüğü "peri masalı"nı andıran gecede, Kraliçe’yle göz göze geldiğinde neler hissetti, bilmem...

Ama 105 parçalık yenilmez armadayla Çanakkale’yi geçemeyen İngiltere’nin Queen Elizabeth’i, dün, hayranlığını özetleyen şu kelimeleri yazdı Anafartalar Kahramanı’nın özel defterine...

"Mustafa Kemal’e saygılarımı sunmak benim için büyük onurdur."

Yorum (1) Yorum yaz!

Okuduklarımdan

9/5/2008 · Kategori: yazdiklarim

 Sakallı Celal
 1886-1962 yılları arasında yaşamış.
 Orhan Karaveli yazmış. Bir solukta okudum kitabı.
Bir portre denebilir. "Celal Yalınız" ın karekteri ve yaşamı çok güzel anlatılmış.
 "Bilinmeyen Ünlü" deniliyor 'Sakallı Celal' için. Hiç bir eser bırakmamış. Tanıyanlarının sevmesine, sohbet meclislerinde çok aranmasına, yoğun entellektüel yapısına rağmen bir satır yapıt bırakmamış. Romen Diyojen gibi yaşamışlığı da dikkat çekici.
 Galatasaray Lisesi'nde okumuş orada öğretmen yardımcılığı yapmış, haksızlıklara baş kaldırması yüzünden dokuz köyden kovulmuş, bir çok kez de kovulmasına fırsat vermeyip kendisi ayrılmış.
 Vedat Nedim Tör şöyle demiş onun için: "Bıraksalar 'Kemalist Ruhlu Gençlik Orduları' yetiştirecekti."
 Paraya pula hiç önem vermemiş, Aydın'da ustabaşılık yaptığı sırada eline geçen topluca bir parayı yoksul işçilere-köylülere dağıttığı için hemen kominist damgasını vurmuşlar.
 İlginç yaşamından çok kesitlerin olduğu bu kıtabı biyografi sevenlere öneriyorum.
 Tanıyanları onu kendinden daha iyi anlatmışlar bence..

Bir kaç ilginç sözü:
 "Türkiye, doğuya doğru giden bir gemi. İçinde batıya doğru koşanlar var ve bunu batılılaşmak sanıyorlar.
 "Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün olur."
 "Meşrutiyeti denedik olmadı, cumhuriyeti denedik olmuyor, biraz da ciddiyeti denesek"

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

Deniz

7/5/2008 ·

Bu ülkeye gerçekten sahip çıkanlar varsa
oda "BİZLERİZZZZ"

( onun asılmadan önce söylediği sözlerden biri)

 

denizin son cümleleri ... "seni asanlar rahat uyumasın yoldaş !!"
 
 

Yorum (0) Yorum yaz!

Sadaka Toplumuna Doğru

30/4/2008 · Kategori: yazdiklarim

Hafta sonu bir düğün için Avrupa Yakası'na geçtik.
Hava yağmurlu idi. Güneşin inmeye başladığı saatte yolda idik. Boğaz köprüsünün yolu her zaman Altunizade'ye varmadan tıkanmaya başlar. Fevkaladelik yoksa rutin akar yol. Yağmur, kaza, gibi etmenler devreye girdiğinde ise yolculuk "ömür biter yol bitmez" olur.
Bu defa Boğaz Köprüsü yolu boyunca gördüklerime inanamadım.
Satıcılar ve dilenciler... 20 metre ara ile yolu adeta parsellemişlerdi. Bir tanesi (ilk kez gördüm) kilo kilo muzları düzmüş, yanına da şişe şişe suları... sanki köşedeki büfe. Bir diğeri beyaz sakallı nur yüzlü bir ihtiyar, elini açmış dileniyor.(Onda gözlerim doldu.) Bir başkası çocuğu kucağında eksozların arasında silik bir silüet . Çiçek satanlar, kağıt helva satanlar. 50 kare resim çekebilirdim ... Yol içi dilenci pazarında. 
 
İşte böyle,
Hükümet koltuk sevdası uğruna böyle dilenciler yaratmaya devam ediyor.
Saddam gibi 30 yıl iktidar olmak sanki marifet. Marifet insana insan olmakta.
Binlerce yıldan beri böyleleri nasıl anılıyor?
Geçmiş çağlarda 'sadaka toplumlar' yaratıp gücünü sürdüren iktidarlar...  Açlık ve din hep kullanılmış.
Düşünüyorum da daha ne kadar gidecek acaba? Birileri yerken birileri bakarken. 

      

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Arap Saçı

27/4/2008 · Kategori: muzik

Funda Arar

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »